MERSİN'İN SANATTAKİ EFSANESİ:NEVİT KODALLI

Bugün ki değerimiz, sanattaki gururumuz Nevit Kodallı.

Kodallı, 12 Ocak 1924 yılında canlı bir kültür ve müzik hareketliliği olan Mersin’de doğmuştur. Ailesinde müziğe karşı var olan ilginin Kodallı’da dışında kalmadı. Baba Rıfat Kodallı’nın Klasik Türk Müziği sevgisinin yanında büyük ağabeyi Hayri Kodallı keman çalıyor ve İtalyan bir hocadan keman dersleri alıyordu. Beş kardeşin en küçüğü olan Nevit Kodallı ile birlikte tam bir amatör müzik grubu oluşturmuşlardı. İlk ve orta öğretimini Mersin’de bitiren Kodallı’nın müziğe eğiliminde ilkokul öğretmeni İrfan Sargın’ın önemli bir payı var ama asıl yöneltme ve destek ağabeyi Hayri Kodallı’dan gelmiş ve onun konservatuarda eğitim görmesini istemiştir. Kodallı, Çukurova’nın o kendine özgün müziği yanında, çeşitli yörelerden gelenlerin ezgilerini görmüş ve duymuştur. Bu zengin folklor çeşitliliği içinde geçen çocukluk ve gençlik yaşantısında en unutulmaz anıları “Gözne Yaylası’ndakilerdir”. En güzel bozlakları orada dinlemiş, kendi müziğinin ritim ve atmosferini gönlüne orada sindirmiştir. 1939 yılında sınav heyetinin karşısına çıkmış ve konservatuar eğitimine başlamıştır. Konservatuarda Necip Fazıl Akses ile kompozisyon, Ferhunde Erkin ile piyano ve Hasan Ferit Alnar’la teori ve müzik tarihi çalışmıştır. Beste yapmaya öğrencilik yıllarında başlayan Kodallı’nın ilk eseri 1942 yılında konservatuarın son sınıfında iken yazdığı ve aynı yıl Bülent Arel tarafından seslendirilen “ Ballad ”’dır. Nevit Kodallı’nın henüz öğrenciyken yaptığı besteler Avrupa’nın ünlü orkestra ve oda müziği topluluklarınca da seslendirilmiştir. Konservatuarın ileri devresini 1947’de bitiren besteci, 1948 yılında Mili Eğitim Bakanlığı’nın açmış olduğu Avrupa Konkoru’nu birincilikle kazanmış ve Fransa’ya gönderilmiştir. Paris’te Arthur Honegger ile kompozisyon, Jean Fornet ile orkestra şefliği ve Nadia Boulanger ile özel eğitimini sürdürerek 1953 yılında bestecilik ve şeflik iktisadını tamamlamıştır. Kodallı, iddialı yapıtı olan “Atatürk Oratoryosu”nu da Paris ’de iken tamamlamıştır. Atatürk Oratoryosu dönemin çok önemli isimlerinden olan Arthur Honegger tarafından da büyük beğeni kazanmıştır. Kodallı, bu oratoryoda özümlediği ulusal ezgiyi, ritim ve atmosferi benzetmelerle oluştururken geleneksel anlatımdan vazgeçerek aşık ağzını yeğeylemiştir. O Atatürk’ ün savaş alanındaki ritim ve atmosferini yaratmayı amaçlamıştır eserinde. Bu eseri Cahit Külebi ‘yle birlikte Atatürk’e, onunla birlikte savaşanlara ve çocuklarına adadık, bu bir şükran borcuydu , ulusal bir görevdi benim için diyor besteci. Oratoryo ilk kez 1953 yılının 9 Kasım’ında Atatürk ‘ün naaşının Etnografya Müzesi’nden Anıtkabir’e nakli dolayısıyla Nevit Kodallı’nın yönetimindeki Devlet Opera Sanatçıları tarafından seslendirilmiştir. 1955 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’ndaki görevinden geçici olarak izin almış ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başlamıştır. Bu kurumdaki görevi sırasında “250”’yi sahne müziği yazarak bunların seslendirilmesini üstlenmiştir. Bu çalışmalar ona opera bestelemek için gerekli deneyimi kazandırmıştır. Kodallı ilk operası “Van Gogh” ’u 1956’da tamamlamış ve eser 1957’de sahnelenmiştir. 1960 yılında Olcay Şıhman ile evlenmiş, bu evlilikten Nihat (1962) ve Murat (1967) adlı iki oğlu dünyaya gelmiştir. Nihat Kodallı tıp doktoru olurken, Murat Kodallı babası gibi meslek olarak müziği seçmiştir. Gılgamış Operası’nı 1960 yılında bestelemeye başlayan Kodallı, 1963 yılında eseri tamamlamış ve 1964 yılında eserin sahnelenişini gerçekleştirmiştir. 1967 yılında tekrar çalgı müziğine yönelmiş ve “İkinci Yaylı Sazlar Kuvarteti”’ni ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın isteği üzerine “Telli Turna Suiti”’ni bestelemiştir. “Ebru” adlı piyona kanteti (197), “Anıtkabir” ve “Sultanahmet” adlı ses ve ışık gösterileri için müzikler (1972),”Güzelleme Suiti “ (1973), “Cumhuriyet Kantatı”(1973), “ Hürrem Sultan Balesi”(1976), “Viyolonsel Konçertosu” (1983) çalgı müziği alanındaki başlıca yaratılarıdır. 1981 yılında “ Devlet Sanatçısı” unvanı verilen Nevit Kodallı, 1985 yılında profesörlüğe yükselmiştir.1980 yılından itibaren Çukurova Üniversitesi bünyesinde Kompozisyon Bölümü kurulması için uğraşmış ve 1989’da bölümün açılmasını sağlamıştır. Aynı yıl Ankara ‘da Polifonik Korolar Derneğini kurmuştur. Emekli olduktan sonra Mersin’e yerleşerek Çukurova Devlet Konservatuarı ’nda dersler vermiş ve Mersin Filarmoni Derneği’nin danışmanlığını yapmıştır.1997’de “Onur Ödülü Altın Madalyası” ile ödüllendirilmiştir. 1942 yılında henüz bir konservatuar öğrencisiyken, destan yazan besteci “ Telli Turna ve Güzelleme” adı ile tanıdığımız orkestra eserlerini yalnızca yurdumuzda değil yurt dışında da büyük beğeni görmüştür. Kodallı, uğrunda bir er gibi çalışmayı görev saydığı, ulusal Türk Müziğinin gelişmesi yolundaki, çabalarıyla Cumhuriyet Dönemi ikinci kuşak bestecilerindendir. Devlet sanatçısı unvanına sahip besteci, özellikle ses ve sahne müzikleri ile tanınır. Kodallı, meslek yaşantısında tekniğini ekollere bağlamadan, modaya ve akımlara kapılmadan geliştirmeyi amaç edinmiş bir sanatçıdır. “ Bir kompozitörün meslek yaşantısında, yazdığı her eser bir sonrakine basamaklık eder bir başka kapıyı açar diyen sanatçı; 1 Eylül 2009’da kalp krizi nedeni ile hayatını kaybetmiştir. Cenazesi Mersin Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir. Erdoğan Okyay tarfından bestecimiz adına “Nevit Kodallı:Türkülerden Oratoryoya”, Evin İlyasoğlu tarafından “Mersin’de Yükselen Çağdaş Bir Ses: Nevit Kodallı” adlı kitaplar yazılmıştır. Mersin Güzel Sanatlar Lisesi’ne KodallI’nın adı verilmiştir. Mersin Polifonik Korolor Derneği tarafından 1998’den bu yana düzenlenen ”Çok Sesli Korolar Festivali” bestecimizin adını taşır.

    

                                           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.